Kur’an-ı Kerim’de Hz. Nuh’un Hayatı

(Hz. Nuh ve onun yaşamı boyunca yaşananlarla ilgili Kur’an-ı Kerim’deki ayetlerin kronolojik dizimi yapılmaya çalışılmıştır.)

Hani Biz nebilerden sağlam söz almıştık. Senden, Nuh’tan, İbrahim, Musa ve Meryem oğlu İsa’dan da! Evet Biz, onlardan sağlam bir söz almıştık. (33-Ahzab/7)

Biz, Nuh’a ve ondan sonra gelen peygamberlere vahyettiğimiz gibi, sana da vahyettik. Nitekim İbrahim’e, İsma’il’e, İshak’a, Ya’kub’a, sıbtlara, İsa’ya, Eyyub’a, Yunus’a, Harun’a, Süleyman’a da vahyetmiş ve Davud’a da Zebur’u vermiştik. (4-Nisa/163)

Andolsun, Nuh’u ve İbrahim’i elçi gönderdik, peygamberliği ve Kitabı bunların zürriyetleri arasına koyduk. Onlardan doğru yolda olanlar da vardır, ama onlardan çoğu yoldan çıkmıştır. (57-Hadid/26)

Önceden de Nuh kavmini (helak etmişti). Çünkü onlar daha zalim ve azgın idiler. (53-Necm/52)

Onlardan önce Nuh kavmi ve onlardan sonra gelen kollar da yalanladı. Her millet, elçisini yakalamağa yeltendi; hakkı gidermek için boş şeyler ileri sürerek tartıştılar. Bu yüzden onları yakaladım. (Bak işte) Azabım nasıl oldu?! (40-Mü’min/5)

Onlar (İsrailoğulları), Nuh’la beraber taşıdıklarımızın soyundan gelenlerdir. Hiç şüphesiz o (Nuh) şükreden bir kuldu. (17-İsra/3)

Biz Nuh’u kavmine gönderdik: “Onlara acı bir azab gelmezden önce kavmini uyar,” diye. (71-Nuh/1)

Andolsun biz Nuh’u da kavmine gönderdik: “Ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım.” (11-Hud/25)

Allah’tan başkasına tapmayın. Gerçekten ben, sizin, acı bir günün azabına uğramanızdan korkuyorum. (dedi). (11-Hud/26)

Andolsun biz, Nuh’u kavmine gönderdik: “Ey kavmim, dedi, Allah’a kulluk edin, sizin O’ndan başka tanrınız yoktur, korunmaz mısınız?” (23-Mü’minun/23)

Andolsun Nuh’u kavmine gönderdik: “Ey kavmim, dedi, Allah’a kulluk edin, sizin O’ndan başka tanrınız yoktur. Doğrusu ben, size büyük bir günün azabın(ın inmesin)den korkuyorum.” (7-A’raf/59)

Kavminden ileri gelenler dediler ki: “Biz seni açık bir sapıklık içinde görüyoruz!” (7-A’raf/60)

Dedi ki: “Ey kavmim, bende bir sapıklık yok, ben alemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir elçiyim.” (7-A’raf/61)

Size Rabbimin mesajlarını duyuruyorum, size öğüt veriyorum ve Allah tarafından, sizin bilmediğiniz şeyleri biliyorum. (7-A’raf/62)

Korunup da merhamete uğramanız için, içinizden sizi uyaracak bir adam aracılığı ile bir Zikir (sizi ikaz eden bir Kitap, size şan ve şeref verecek bir kanun) gelmesine şaştınız mı? (7-A’raf/63)

Onlara Nuh’un haberini oku. Kavmine: “Ey kavmim demişti, eğer benim kalkıp size Allah’ın ayetlerini hatırlatmam, size ağır geldiyse, o halde ben Allah’a dayandım, siz de ortaklarınızla beraber toplanıp yapacağınız işi kararlaştırın da işiniz başınıza dert olmasın. Sonra hükmünüzü bana uygulayın, bana hiç fırsat da vermeyin!” (10-Yunus/71)

Eğer yüz çevirdiyseniz (neden?), ben sizden bir ücret istemedim ki! Benim ücretim, ancak Allah’ın üzerinedir. Bana müslümanlardan olmam emredilmiştir. (10-Yunus/72)

Nuh kavmi de gönderilen elçileri yalanladı. (26-Şuara/105)

Kardeşleri Nuh onlara: “Korunmaz mısınız?” demişti. (26-Şuara/106)

Ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. (26-Şuara/107)

Allah’tan korkun ve bana ita’at edin. (26-Şuara/108)

Ben sizden, buna karşı bir ücret istemiyorum. Benim ücretim, yalnız alemlerin Rabbine aittir. (26-Şuara/109)

Öyle ise Allah’tan korkun ve bana ita’at edin. (26-Şuara/110)

Dediler ki: “Sana bayağı kimseler uymuşken biz sana inanır mıyız?” (26-Şuara/111)

Kavminden ileri gelen inkarcı grup dedi ki: “Biz seni de bizim gibi insan görüyoruz ve sana bizim basit görüşlü ayak takımlarımızdan başkasının uyduğunu görmüyoruz. Sizin bize karşı bir üstünlüğünüzü de görmüyoruz; tersine sizi yalancı sanıyoruz!” (11-Hud/27)

Dedi ki: “Ben onların yaptıklarını(n iç yüzünü) bilmem (ben ancak görünüşe göre hüküm veririm).” (26-Şuara/112)

Anlayışınız olsa, onların hesabının Rabbime aidolduğunu bilirsiniz. (26-Şuara/113)

Ben inananları kovacak değilim. (26-Şuara/114)

Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım. (26-Şuara/115)

Dedi ki: “Ey kavmim, bakın, ya ben Rabbimden bir delil üzerinde isem ve (O), kendi katından bana bir rahmet vermiş de, o (rahmet) sizin gözlerinizden gizli bırakılmış ise? Şimdi siz onu istemezken, biz sizi o(Tanrı rahmeti)ne zorla mı sokacağız?” (11-Hud/28)

Ey kavmim, buna karşı ben sizden bir mal istemiyorum, benim ücretim Allah’a aittir. Ve (siz istemiyor, hor görüyorsunuz diye) ben, inananları (yanımdan) kovacak değilim. Çünkü onlar Rablerinin huzuruna gidecek(yaptıklarının hesabını verecek)lerdir. (Herkes kendi amelinden sorumludur. Onları niçin kovayım?) Fakat ben sizi, cahillik eden bir kavim görüyorum. (11-Hud/29)

Ey kavmim, ben onları kovarsam, Allah’a karşı beni kim savunur? Düşünmüyor musunuz? (11-Hud/30)

Ben size: “Allah’ın hazineleri benim yanımdadır.” demiyorum. Gaybı da bilmem. “Ben meleğim,” de demiyorum. Sizin gözlerinizin hor gördüğü kimseler için “Allah onlara bir hayır vermeyecek” de demem. Allah, onların içlerinde olanı daha iyi bilir. Böyle bir şey yaptığım takdirde ben, mutlaka zalimlerden olurum.” (11-Hud/31)

Kavminin içinden ileri gelen inkarcı bir grup (şöyle) dedi: “Bu da sizin gibi bir insandan başka bir şey değildir. Size üstün gelmek istiyor. Eğer Allah (elçi göndermek) dileseydi, melekleri indirirdi. Biz ilk babalarımızdan böyle bir şey işitmedik.” (23-Mü’minun/24)

“O, kendisinde delilik bulunan bir adamdır, başka bir şey değildir. Hele bir süreye kadar onu gözetleyin.             (23-Mü’minun/25)”

Öyleyse; “(Edindiğiniz sahte ilahlardan) Allah’a kaçın/sığının! Şüphesiz ben size, O’ndan gelen apaçık uyarıcıyım.” (51-Zariyat/50)

Allah ile beraber başka tanrılar uydurmayın. Ben size O’nun tarafından görevlendirilmiş apaçık bir uyarıcıyım. (51-Zariyat/51)

Allah’a kulluk edin, O’ndan korkun, bana da ita’at edin. (71-Nuh/3)

Ki (Allah) günahlarınızdan bir kısmını bağışlasın ve sizi belli bir süreye kadar ertelesin. Zira Allah’ın süresi geldiği zaman ertelenmez. Bilir(kişiler) olsaydınız (bunu anlardınız). (71-Nuh/4)

(Nuh:) “Rabbim, dedi, ben kavmimi gece gündüz da’vet ettim.” (71-Nuh/5)

Benim da’vetim, onlara kaçışlarını artırmaktan başka bir katkıda bulunmadı. (71-Nuh/6)

Günahlarını bağışlaman için onları (sana) ne kadar da’vet ettimse parmaklarını kulaklarına tıkadılar, örtülerini başlarına çektiler, direttiler, çok böbürlendiler. (71-Nuh/7)

Sonra ben onları açıkça da’vet ettim. (71-Nuh/8)

“Sonra onlara açıktan söyledim, gizli gizli söyledim:         (71-Nuh/9)”

Rabbinizden mağfiret dileyin, çünkü O çok bağışlayandır’ dedim. (71-Nuh/10)

(O’ndan mağfiret dileyin) Ki üzerinize gökten bol yağmur göndersin (71-Nuh/11)

Ve size mallarla, oğullarla yardım etsin, size bahçeler versin, ırmaklar versin. (71-Nuh/12)

Size ne oluyor ki, Allah için saygı ummuyorsunuz? (71-Nuh/13)

Oysa O, sizi aşama, aşama yarattı. (71-Nuh/14)

Görmediniz mi Allah nasıl yedi göğü birbiri üstünde tabaka tabaka yarattı? (71-Nuh/15)

Ve Ayı bunların içinde nur yaptı. Güneşi de bir lamba yaptı. (71-Nuh/16)

Allah sizi yerden bir bitki olarak bitirdi.’ (71-Nuh/17)

Sonra yine oraya geri çevirecek ve tekrar çıkaracaktır. (71-Nuh/18)

Allah, yeri sizin için bir sergi yaptı. (71-Nuh/19)

Ki onda açılan geniş geniş yollarda gidesiniz. (71-Nuh/20)

Dediler ki: “Ey Nuh, bizimle mücadele ettin. Hem bizimle mücadelede çok ileri gittin. Eğer doğrulardan isen haydi bizi tehdidettiğin şeyi bize getir!” (11-Hud/32)

Dedi: “Onu, ancak Allah dilerse size getirir; siz engel olamazsınız!” (11-Hud/33)

Eğer Allah, sizi azdırmak diliyorsa, ben size öğüt de etmek istesem, öğütüm size yarar sağlamaz. Rabbiniz O’dur ve siz O’na döndürüleceksiniz. (11-Hud/34)

Dediler ki: “Tanrılarınızı bırakmayın: Vedd’i, Suva’ı, Yeğus’u, Ye’uk’u ve Nesr’i bırakmayın!” (71-Nuh/23)

Dediler: “Ey Nuh, (bu dediğinden) vazgeçmezsen mutlaka taşlananlardan olacaksın.” (26-Şuara/116)

Onlardan önce Nuh’un soydaşları da yalanlamışlardı. Onlar kulumuz Nuh’u yalanlayarak “Bu adam delidir” dediler, onu görevinden alıkoydular. (54-Kamer/9)

(Bu öğütlerin hiçbirinin fayda vermediğini gören) Nuh, (Rabbine dönerek): “Rabbim, dedi, onlar bana karşı geldiler de malı ve çocuğu kendisinin ziyanını artırmaktan başka işe yaramayan (şımarık, gururlu) bir adama uydular.” (71-Nuh/21)

Büyük büyük tuzaklar kurdular. (71-Nuh/22)

(Böylece) Onlar, çok kimseyi yoldan çıkardılar. Sen de o zalimlere şaşkınlıktan başka bir şey artırma. (71-Nuh/24)

Bunun üzerine Rabbine: “Ben yenik düştüm, yardım et!” diye yalvardı. (54-Kamer/10)

(Nuh): “Rabbim, dedi, kavmim beni yalanladı.” (26-Şuara/117)

(Nuh): “Rabbim, beni yalanlamaları karşısında bana yardım et (bana verdiğin sözü yerine getir)!” dedi. (23-Mü’minun/26)

Benimle onların arasını aç (aramızda hükmet), beni ve benimle beraber bulunan mü’minleri kurtar! (26-Şuara/118)

Andolsun Nuh bize yalvarmıştı da ne güzel kabul buyurmuştuk! (37-Saffat/75)

Nuh’a vahyolundu ki: “Kavminden, inanmış olanlardan başka kimse inanmayacak, onların yaptıklarından dolayı üzülme!” (11-Hud/36)

Gözlerimizin önünde ve vahyimiz gereğince gemiyi yap ve zulmedenler hakkında bana hitabetme (onların kurtuluşu için bana yalvarma); onlar mutlaka boğulacaklardır! (11-Hud/37)

Nuh dedi ki: “Rabbim, yeryüzünde kafirlerden tek kişi bırakma.” (71-Nuh/26)

Çünkü sen onları bırakırsan, kullarını şaşırtırlar ve sadece ahlaksız, nankör (insanlar) doğururlar. (71-Nuh/27)

Rabbim beni, babamı-anamı, inanarak evime gireni, inanan erkek ve kadınları bağışla; zalimlerin de sadece helakini artır (onların köklerini kurut).” (71-Nuh/28)

Biz de ona vahyettik ki: “Gözlerimizin önünde ve vahyimiz(öğretimimiz)le o gemiyi yap. Bizim buyruğumuz gelip de tandır kaynayınca her cinsten iki çift ve aileni de alıp ona sok. Yalnız onlar içinde alehylerine söz geçmiş (azabımıza uğrama hükmü giymiş) olanları bırak. O zulmedenler hakkında bana yalvarma; onlar, mutlaka boğulacaklardır! (23-Mü’minun/27)

Nuh gemiyi yapıyor, kavminden ileri gelenler yanından geçtikçe onunla alay ediyorlardı. “Siz bizimle alay ederseniz, sizin alay ettiğiniz gibi biz de sizinle alay edeceğiz?” dedi. (11-Hud/38)

Yakında bileceksiniz: İnsanı rezil eden azab kime geliyor, sürekli azab kimin başına konuyor? (11-Hud/39)

Nihayet emrimiz gelip de tandır kaynayınca (iş ciddileşip sular kaynamağa başlayınca, Nuh’a) dedik ki: “Her şeyden ikişer çifti ve aleyhlerinde hüküm verdiklerimiz haric olmak üzere aileni ve inananları gemiye yükle!” Zaten onunla beraber inanan pek azdı. (11-Hud/40)

Biz de boşalan bir su ile göğün kapılarını açtık. (54-Kamer/11)

Yeri kaynaklar halinde fışkırttık, (göğün ve yerin) su(ları) takdir edilmiş bir işin olması için birleşti. (54-Kamer/12)

Haydi, gemiye binin, dedi. Onun akıp gitmesi de durması da Allah’ın adıyledir. Rabbim, elbette bağışlayandır, esirgeyendir! (11-Hud/41)

Sen ve yanında bulunanlar gemiye yerleştiğiniz zaman: “Bizi o zalim kavimden kurtaran Allah’a hamdolsun.” de. (23-Mü’minun/28)

Ve de ki: “Rabbim, beni mübarek bir inişle indir; sen konuklayanların en hayırlısısın.” (23-Mü’minun/29)

Nuh’u da tahtalar ve çiviler(le yapılmış gemi) üzerinde taşıdık. (54-Kamer/13)

Su(lar) kabarınca biz sizi, akıp giden(gemi)de taşıdık. (69-Hakka/11)

(Kendisine karşı) Nankörlük edilen(kulumuz)a (bizden) bir mükafat olmak üzere (gemi), gözlerimizin önünde akıp gidiyordu. (54-Kamer/14)

Ki onu size bir ibret yapalım ve belleyen kulak(lar) onu bellesin. (69-Hakka/12)

Benim azabım ve uyarılarım nasılmış (görsünler diye). (54-Kamer/16)

Gemi, onları dağlar gibi dalga(lar) arasından geçirirken Nuh, bir kenarda duran oğluna. “Yavrum, bizimle beraber bin, kafirlerle beraber olma!” diye seslendi. (11-Hud/42)

(Oğlu): “Beni sudan koruyacak bir dağa sığınacağım,” dedi. (Nuh): “Bugün, Allah’ın emrinden koruyacak hiçbir şey yoktur, ancak O’nun acıdığı (kurtulur).” dedi. Ve aralarına dalga girdi, o da boğulanlardan oldu. (11-Hud/43)

Ey yer, suyunu yut ve ey gök tut! denildi. Su azaldı, iş bitirildi. (Gemi) Cudi’ye oturdu. “Haksızlık yapan kavim yok olsun!” denildi. (11-Hud/44)

Nuh Rabbine seslendi: “Rabbim, dedi, oğlum benim ailemdendir. Senin sözün elbette haktır ve sen hakimmlerin hakimisin!” (11-Hud/45)

(Rabbi): “Ey Nuh, dedi, o senin ailenden değildir. O, yaramaz iş yaptı. Bilmediğin bir şeyi benden isteme. Sana cahillerden olmamanı öğütlerim!” (11-Hud/46)

(Nuh) dedi ki: “Rabbim, bilmediğim bir şeyi senden istemekten sana sığınırım. Eğer beni bağışlamaz, bana acımazsan ziyana uğrayanlardan olurum!” (11-Hud/47)

Ey Nuh, denildi, sana ve seninle beraber bulunan ümmetlerden bir bölüme bizden selamet ve bolluklarla (gemiden) in. Ama öyle ümmetler de var ki, onları bir süre yaşatacağız, sonra onlara bizden acı bir azab dokunacaktır! (11-Hud/48)

Andolsun biz, Nuh’u kavmine gönderdik, onların arasında bin seneden elli yıl eksik kaldı (öğüt verdi, dinlemediler), sonunda haksızlık etmekte olan insanları Tufan yakaladı. (29-Ankebut/14)

Onu ve gemi halkını kurtardık ve o gemiyi alemlere bir ibret yaptık. (29-Ankebut/15)

Biz de onu ve onunla beraber bulunanları, dolu gemi içinde kurtardık. (26-Şuara/119)

Sonra bunun ardından, geride kalanları boğduk. (26-Şuara/120)

Allah inkar edenler hakkında Nuh’un karısı ile Lut’un karısını misal verdi. Bu ikisi, kullarımızdan iki Salih kulun (nikahı) altında idiler, onlara hiyanet ettiler. Kocaları Allah’tan (gelen) hiçbir şeyi onlardan savamadı. (Onlara): “Haydi, girenlerle beraber siz de ateşe girin” denildi. (66-Tahrim/10)

Nuh kavmi de peygamberleri yalanladıkları vakit- onları da boğduk ve onları insanlara bir ibret yaptık. Zalimlere acı bir azab hazırladık. (25-Furkan/37)

O’nu yalanladılar, biz de O’nunla berebar gemide bulunanları kurtardık, ayetlerimizi yalanlayanları boğduk! Çünkü onlar kör bir kavim idiler. (7-A’raf/64)

Hatalarından dolayı boğuldular, ateşe sokuldular, kendilerine Allah’tan başka yardımcılar da bulamadılar. (71-Nuh/25)

Bunu bir ibret olarak bıraktık, ibret alan yok mudur? (54-Kamer/15)

Onu (Nuh’u) ve ailesini büyük sıkıntıdan kurtarmıştık. (37-Saffat/76)

Yalnız onun zürriyetini kalıcılar yaptık (onlardan başka hepsini helak ettik). (37-Saffat/77)

Sonra gelenler arasında ona (iyi bir ün) bıraktık: (37-Saffat/78)

İşte biz güzel davrananları böyle mükafatlandırırız. (37-Saffat/80)

Çünkü o bizim, inanan kullarımızdandı. (37-Saffat/81)

İbrahim de onun kolundan idi. (37-Saffat/83)

Allah adem’i, Nuh’u, İbrahim ailesini ve İmran ailesini seçip alemlere üstün kıldı. (3-Al-i İmran/33) Alemler içinde Nuh’a selam olsun. (37-Saffat/79)

——————————————————————-

KONUYLA İLGİLİ DİĞER (Sure No+Ayet No Sıralı) AYETLER:

(Bunlar) Birbirinden türeyen nesil(ler)dir. Allah işitendir, bilendir. (3-Al-i İmran/34)

Biz ona İshak’ı ve (İshak’ın oğlu) Ya’kub’u da hediye ettik; hepsine de doğru yolu gösterdik. Nitekim daha önce Nuh’a ve onun soyundan Davud’a, Süleyman’a, Eyyub’a, Yusuf’a, Musa’ya ve Harun’a da yol göstermiştik. Biz güzel davrananları böyle ödüllendiririz. (6-En’am/84)

Yine de onu yalanladılar. Biz de onu ve gemide onunla beraber bulunanları kurtardık, onları egemen yaptık ve ayetlerimizi yalanlayanları da boğduk. Bak işte uyarıl(ıp da yola gelmey)enlerin sonu nice oldu! (10-Yunus/73)

Sizden öncekilerin: Nuh, ‘ad ve Semud kavimlerinin ve onlardan sonra gelenlerin -ki onları(n sayısını) Allah’tan başka kimse bilmez- haberi size gelmedi mi? Elçileri onlara kanıtlar getirdi de onlar, ellerini ağızlarına koydu (öfkelerinden parmaklarını ısırdı)lar (yahut: peygamberlerin ağızlarını tuttular): “Biz sizinle gönderilen mesajı tanımadık ve biz sizin bizi çağırdığınız şeye karşı derin bir kuşku içindeyiz!” dediler. (14-İbrahim/9)

Ve onların ardından sizi o yere yerleştireceğiz. Bu, makamımdan korkan ve tehdidimden korkan için(verdiğim söz)dür. (14-İbrahim/14)

Nitekim Nuh’dan sonra nice kuşakları helak ettik. Kullarının günahlarını haber alıcı, görücü olarak Rabbin yeter. (17-İsra/17)

Nuh’u da (an), o da bunlardan önce bize yalvarmıştı. Biz de onun du’asını kabul edip kendisini ve ailesini büyük sıkıntıdan kurtarmıştık. (21-Enbiya/76)

Ve ayetlerimizi yalanlayan kavimden onun öcünü almıştık. Onlar, kötü bir kavim olmuşlardı, biz de onların hepsini boğmuştuk. (21-Enbiya/77)

(Ey Muhammed), eğer (bunlar) seni yalanlıyorlarsa (bil ki) bunlardan önce Nuh, ‘ad ve Semud kavmi de yalanlamıştı. (22-Hac/42)

Gerçi biz, (onları) sınıyorduk ama, bu olayda (sizler için de) nice ibretler vardır. (23-Mü’minun/30)

Sonra onların ardından başka bir nesil yetiştirdik. (23-Mü’minun/31)

Onlar için bir ayet de, onların çoçuklarını dolu gemide taşımamız, (36-Yasin/41)

Sonra ötekilerini suda boğduk. (37-Saffat/82)

Onlardan önce de Nuh kavmi, ad (kavmi) ve kazıklar sahibi (temelleri kazık gibi yere çakılmış, yüksek pramitler yaptıran) Fir’avn da yalanlamıştı. (38-Sad/12)

Hepsi de elçileri yalanladılar, benim cezamı hak ettiler. (38-Sad/14)

Nuh kavminin, ‘ad ve Semud’un ve onlardan sonrakilerin durumu gibi (bir durumla karşılaşmanızdan kaygı duyuyorum). Allah kullara zulmetmek istemez, (günahsız kimselere ceza vermez). (40-Mü’min/31)

O size, dinden Nuh’a tavsiye ettiğini, sana vahyettiğimizi, İbrahim’e, Musa’ya ve Îsa’ya tavsiye ettiğimizi şeri’at (hukuk düzeni) yaptı. Şöyle ki: Dini doğru tutun ve onda ayrılığa düşmeyin. Fakat kendilerini çağırdığın (bu) esas, Allah’a ortak koşanlara ağır geldi. Allah dilediğini kendisine seçer ve iyi niyyetle yöneleni kendisine iletir. (42-Şura/13)

Onlardan önce Nuh kavmi, Resliler ve Semud (kavmi) de yalanlamıştı. (50-Kaf/12)

Daha önce de Nuh kavmini helak etmiştik. Çünkü onlar da yoldan çıkmış bir toplum idiler. (51-Zariyat/46)

Ey kavmim, dedi, ben sizin için açık bir uyarıcıyım. (71-Nuh/2)

En doğrusunu ALLAH (C.C) bilir.
Ağırlıklı olarak Süleyman Ateş Meali’nden istifade edilerek hazırlanmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir