Giriş Formu
| Sorun Başörtüsü Değil Laik Sistemin Kendisidir... |
|
|
|
| Written by Mahmut Celal Özmen |
|
T.C. Devletinin Başbakanı 02–02–2008 tarihinde İstanbul’da bir toplantıdaki konuşmasında şöyle dedi: "Vatandaşlarıma sesleniyorum; yaşam biçiminizi tehdit altında, kendinizi sosyal baskı altında hissederseniz, biliniz ki güvenceniz Laikliktir, Laik sistemdir. Biliniz ki güvenceniz laik sistemin savunucuları olarak bizleriz.", "Başörtülü ya da dindar insanlar da herkes kadar laiklikten yanadır. Cumhuriyet değerlerine bağlıdır.
" Teorik anlamda Laiklik: Din ve devletin birbirinden ayrılması ve birbirine karışmamasıdır. Pratik anlamda Laiklik; Dinin devlet alanına asla yanaştırılmaması; fakat devletin dini özellikle İslam'ı potansiyel tehlike olarak gördüğü için, kontrolde tutmak adına din mühendisliğine soyunmasıdır. Laikliğe göre; sınırları henüz netleşmemiş olsa da "kamu alanı" denilen alanda Allah'ın sözü geçmez. Allah'ın emirlerinin nehiylerinin bir değeri yoktur. Hatta yasaklanır. Allah'ın emir ve nehiylerine riayet etmek isteyenler suç işlemiş sayılır ve cezalandırılırlar. Laik sistem; devletin icraatlarında herhangi bir dini referans ve esas almamasıdır, referans ve esas alınmasının şiddetle yasaklandığı sistemdir. Bugünlerde tartışılan "başörtüsü" meselesi Müslümanların asıl meselesi değildir... Müslümanların asıl meselesi laik sistemdir. Başörtüsüne karşı gelenler, yasaklayanlar; onun Allah'ın emri / dinin gereği olduğu için karşı geliyorlar ve diyorlar ki: "kamu alanında" dinin ve Allah'ın sözü gereği hareket etmek laikliğe aykırıdır". Doğrudur... Laikliğe aykırıdır. Onun için Müslümanların meselesi başörtüsü değil laikliktir, laik sistemin hegemonyasıdır. Allah'ın emri sadece başörtüsü de değildir. Başörtüsüne izin verilse dahi, Allah'ın diğer emirlerine ne olacak!... Allah'ın diğer emirlerinin geçersiz olduğu bir ortamda Müslümanlar rahatlayacak mı?! Başörtüsüne karşı gelenler inançlarının gereğini yapıyorlar ve bunu da açıkça söylüyorlar. Onun için Müslümanlar inançlarının gereği Allah'ın emirlerine bağlanmak ve hayata hâkim kılmak için imani tavır ve duruş sergilemek zorundadırlar. Başka seçenekleri olamaz!... Başörtüsünü çağdaş putlardan şefaat dileyerek savunmak, imani ve İslamî duruş değildir... Başörtüsünü "demokrasinin cumhuriyetin lütfu" ya da "özgürlüğün" gereği diye savunmak Allah'ın emrini savunmak olmaz. Allah'a iman ile de çelişir. Çünkü Müslümanlar, laiklik, demokrasi, özgürlükler ismindeki çağdaş putları inkar etmekle emrolundular, onlardan şefaat dilemekle değil!... Müslümanların tağut karşısında tavırlarının ne ve nasıl olacağını Allah-u Teala açıkça şöyle ortaya koymaktadır: "Dinde zorlama yoktur. Artık doğruluk ile sapkınlık açığa çıkmıştır. O halde kim tağutu inkâr edip / red edip Allah'a iman ederse, kopmayan sapa sağlam kulpa yapışmıştır. Allah işitir ve bilir. Allah, iman edenlerin velisidir / dost ve yardımcısıdır, onları zulümattan / zulüm ve karanlıklardan nura / aydınlığa çıkarır. Kâfirlere gelince onların velisi / dost ve yardımcısı tağuttur, onları aydınlıktan alıp zulümata / zulüm ve karanlıklara / kirliliklere götürür. İşte bunlar cehennemliklerdir. Onlar orada devamlı kalırlar." (Bakara: 256–257) "And olsun ki biz; ‘Allah'a kulluk edin ve tağuttan sakının' diye (emr etmeleri için) her ümmete bir resul gönderdik. Allah onlardan bir kısmını doğru yola iletti, onlardan bir kısmı da sapıklığı hak ettiler. Yeryüzünde gezin de görün, yalancıların sonu nasıl olmuştur!" (Nahl: 36) Bu ayeti kerimelerden açıkça görülmektedir ki mü'minin tağutlar karşısındaki tavrı ancak şöyle olabilir: — Tağutu inkâr etmek / red etmek — Tağutu veli / dost ve yardımcı edinmemek. Tağutun taraftarı olmamak! — Tağuttan sakınmak, uzak durmak. Onunla içli dışlı olmamak, ona güvenmemek!... Buna göre; mü'minler laik sistemi inkâr etmek / red etmek zorundadırlar. Mü'min Laik sistemin taraftarı olamaz. Ondan yardım beklemez, yani onun velayetini kabullenemez!... Laik sisteme güvenemez, ondan asla hayır bekleyemez. Ona entegre ve asimile olamaz. Onunla içli-dışlı olamaz. Bilakis ondan sakınmak, uzak durmak zorundadır... Onun işletmeciliğine talip olamaz! Onun işletmecilerinden yani sözde yöneticilerinden hayır bekleyemez. Laik sisteme ve işletmecilerine güvenemez!... Bu ayeti kerimeler varken onlara iman eden mü'min başka türlü düşünemez ve davranamaz.
Kaynak : www.islamdunyasi.com
|



