Kadının annelik fonksiyonu onu ev merkezli yapmıştır. Doğal işbölümü. Modern yapı, evdeki kadın için suç işliyormuş algısı oluşturdu. 1800’lü yıllarda erkeklerin başkasının işinde çalışması “işçilik“ doğdu. Kapitalistler çalışma kavramını değiştirdiler. Kadının kendi evinde , ağılında, tarlasında çalışmasını kabul etmediler. Çalışma kavramı başkasının işinde çalışma olarak kabul edildi. Kadınlar ve çocuklar sanayi devriminin ucuz işgücü ve sömürü nesnesi haline geldi. Kadın çalışmaya başlayınca aile küçüldü. Aile derken geniş aileden bahsediyoruz. Hala, dayı, amca, teyze, dede, vb. Kırsaldan kente göç başladı. Aile bağları zayıfladı. Kadın doğurganlığı azaldıSosyal ortamdan kopan ailenin işlevsel ve kontrol kabiliyeti azaldı. Birliktelik mekanizmaları azaldı. Akrabalık ortadan kalktı. Aile parçalanmaları çoğaldıModerniteyle inanç toplumu arasındaki fark mülk-emanet kavramlarından kaynaklanır. İnanç toplumunda insanın gücü dahilindeki herşey emanet, modern toplumda ise mülktür. İnsan dünyada kiracıdır, Allah ise ev sahibidir. Bir kişi ev sahibinin izni olmadan balkonu salona katabilir mi? Mesela; bedeninde yaptırdığın güzelleşmeye yönelik estetik operasyon balkonu salona katmaktır, yani emanete ihanettir. Örneğin bu çocuk benim vücudumun içinde, ister doğurur, ister parçalar çöpe atarım demek, emanet düşüncesinden mülk düşüncesine geçişin göstergesi, emanete ihanettir.Evreni kendisinin malı zanneden insan, evreni büyük bir çöplüğe dönüştürdü. Mülk düşüncesine geçince gücü dahilindeki herşeyi mülkü zanneden insan eşini de böyle değerlendirince, dışarıda daha iyi bir mülk bulduğunu düşündüğünde rahatça evi terkedebiliyor, çünkü bu durumda kadını mülk olarak görüyor. Fiziksel şiddet de eşini mülk olarak kabul etmenin sonucudur ve bir sapkınlıktır. Baumann, çocuk modern toplumda ayak bağıdır diyor. Eskiden kadınlar gözü dışarıda olmayan, aile içindeki İlişkileri sevecen, karınca kararınca bir işte çalışan biriyle evli olunca mutlu oluyordu, veya bir erkeği evine bağlı, iffetli, çocuklarını iyi bir şekilde yetiştirmeye çalışan bir kadınla evli olması mutlu edebiliyordu. Şimdi ise evli çiftlere sorulduğunda neden mutlu olabileceğini bile bilmiyor.Modernizmin bile kendine göre ölçüleri vardı. postmodernizmin ise yok, omurgasız. Baumannbuna akışkanlık diyor. Postmodern insan tüketmeyi çok sever. Onun vakit geçirme mekanı alışveriş merkezleridir. Postmodern insan ömür kısa tüketilecek şey çok diye bakar, tükettiklerinden ise hiç zevk almaz. (Dışkı Medeniyeti) Postmodern insan için öncesi yoktur, sonrası da yoktur, sadece bugün vardır. Postmodern insan hiçbir şeye karşı sorumluluk duymaz.

Baumann, eskiden insanlar aileyi sevgiyle inşa ederlerdi demiş , oysa artık haz yani anlık zevk önemli o yüzden evlilikler yürümüyor. Dedelerimiz, babalarımız İslâmî anlamda cahildiler, fakat samimiydiler, dayanacakları sağlam bir aileleri vardı. Aileleriyle baskılara dayandılar. Alimlerimiz yoktu, ancak bu topraklardan aile bağlarının kuvvetli oluşundan dolayı kökümüzü kazıyamadılar.