Lisanı sembollere indiren, duyguların dilini sembollere çeviren , ruhsuzlaştıran ve tembelleştiren dile mesafemizi koymalıyız.

Sözde sosyal medyanın dili olan, sosyal medya için geliştirildiği iddia edilen semboller aslında bütün dünyada ki dilleri dejenere ederek ruhtan arınmış, duygusuz ortak dünya dili olma evriminde.

İnternet üzerinden , sosyal medya üzerinden dünya geneline yayılan, sözde yeni kolaylıklar aslında hiç bir zaman insana sunulan amaç için yapılmamış, kolay veya hızlı olduğu için değil, arkasında, insanları değiştirip dönüştürmek isteyen bir zihin ile üretilmişlerdir. Üst akıl dediğimiz dünya ekonomisinin sahipleri, savaşları çıkartıp, barışları yapanlar, ülkeleri yönetenleri yönetenler dünya halklarını tek halk haline getirmek istiyorlar. Bu tek halk haline gelinebilmesi için önce farklı lisanların, kültürlerin ve düşüncelerin dejenere olup hayatta fazla bir şey ifade etmez hale gelmesi gerekmektedir. Daha sonra vatanseverlik denen ve sınırları sana ait olan o büyük duyguyu önemsizleştirip vatan önemli değil ben dünya halkıyım duygusunun ve düşüncesinin baskın gelmesi de gerekmektedir. İşte bunun için medya devamlı özgürlükçü ve sözde hekes kardeştir sloganlarını kulaklara aşina yapma çabasındadır. Bunlarla bitiyormu, tabiiki hayır. Madem vatanı ve milleti önemsemiyorsun o halde, vatanı korumanın, vatan için fedakarlık yapmanın da bir anlamı kalmıyor. Vatan ve millet duygusu bozulduğunda bu sefer o vatan ve milletin var oluşuyla birike birike ve seninle bütünleşe bütünleşe bu günlere gelen ve seni diğerlerinden özel kılan kültürün de bir önemi kalmayacak, hal böyle olunca, seni sen yapan dine de el atmak gerekecek, gerçi bu kadar benliğinden uzaklaştıktan sonra insanı tutan bir din varsa sıra ona da gelecek. Dini önemsizleştiren, itibarsızlaştıran, zihne şüphe düşüren yayınlar yapılacak, sadece senin dinin değil bütün dinlerin insanı tutsak ettiği, gerici yaptığı ve uydurma olduğunu anlatan söylemler başlayacak. Sonra ortaya, ilahı belli olmayan, yaratıcı var ama ismi ne bilmiyoruz, lakin yaratıcının varlığınına inanıyoruz, kesinlikle yaratıcıyı inkar etmiyoruz türünden söylemler gezecek ortalarda. Dili, vatanı, milleti ve kültürü kalmayan insanı da bu konuda ikna etmek zor olmayacak. Ardından ne gelecek, böyle zihinleri yıkanıp, içinde bir şey bırakılmayan veya hepsinden olmasa da bir çoğundan vazgeçmiş insanların yetiştirdikleri! nesilleri cinsiyetsizleştirme adımları gelecek ki, ona da çoktan başlangıç verildi. Allah tarfından erkek ve dişi olarak yaratılıp ona göre duygu, düşünce ve organla yaratılan insanoğlu! bu duygu ve fıtratını önemsemeden, 18 yaşına kadar cinsiyetsiz olduğunu kabul edecek, 18 yaşından sonra hangi cinsiyetle hayatına devam etmek istiyorsa ona karar verecek. Bu duyguları öne çıkarmak ve yaratılmış olduğu duyguları bastırmak için, bu nesle özel kıyafetler üretilip moda haline getirildikten sonra gençlere giydirecekler. Bu giysilerde bir duygu olmayacak, yani giydiğinizde erkekseniz erkeklik duyguları sizde oluşmayacak, size kız veya erkek duygusu vermeyerek bu sayede sizdeki hormonlar yıllarca bastırılacak ve sizin ait olduğunuz ve ona göre yaratılmış olduğunuz o duygularınız yok sayılacak. Bunlarda olduktan sonra ne olacak, işte o zaman, aklı var fikri yok dediğimiz bir hale dönüşecek insanoğlu!. Artık, yapay zeka halinde yaşayayan robotlara dönüşecek, sadece haz duygusu ve bu hazzı karşılamak için kazanma duygusu, kazanmak için çalışma duygusundan başka kutsalı kalmayan kölelerden bir dünya oluşacak.

Böyle bir dünya da, istedikleri zaman savaş çıkarır, istedikleri toplumları yok eder, istedikleri zenginlikleri alır, istedikleri kadar insanın yaşamasına izin verirler. Yani kısacası, ilah olmak için uğraşırlar. Bunlar dünyanın ilahı, Rabbi olmak istiyorlar. Bunun için kendilerine kul olacak toplulukları olması lazım. Bu topluluklar kendiliğinden oluşmayacağına göre, o halde iş başa düşecektir, yani kendileri dünyayı kendilerine tapar hale getirmelidirler. İşte bu gelişmeler hep bunun içindir ve ileriki zamanlarda kendisini daha fazla belli edecek, göstere göstere, bağıra bağıra okullarımıza, evlerimize ve zihinlerimize gelecektir.

Yani, ne olacak canım emoji de nedir ki demeyin. Ne olacak canım, nasıl olsa dünya ile içiçe olacağım ve herkes birbirini anlayacak, bak ne güzel de me yelim. Ne olacak canım, vatana sınırlı kalmaktansa dünya benimdir, neden bir sınırlarım olsun demeyelim. Benim kültürüm çok gerici, dünya daha modern demeyelim. Özgürlük çok güzeldir, sınır çizmenin ne anlamı var demeyelim. Allah demesek, illahaki bir isim mi koymak gerekiyor, sonuçta bir yaratıcıyı kabul etmiyormuyuz, ne olacak ki bundan demeyelim.

Yani lafın kısası, her büyük şey küçük şeylerle, küçük adımlarla başlar. Küçük olduğu için önemsenmez ama o küçük şeyler insanın çevresine örülen hapishanenin tuğlalarıdır. Tuğlalar ilk zamanlar rahatsız etmez, çünkü tuğla tek başına rahatsız eden bir madde değilidr ama bu tuğlar ile ne yapılıyor diye bakmaz ise insan, o zaman onun için, onun çevresine örülen hapishaneyi ancak kapısı üstüne kilitlendikten sonra görür ama bu görmenin de bir faydası olmayacaktır. Lütfen çevremizde, toplumumuzda, okullarımızda, televizyonlarımızda bizlere ve çocuklarımıza ne veriliyor dikkat edelim, önemli bir şey değil, bundan da ne olacak demeyelim.

Emojiler yerine lisanımıza, dünyada savaş çıkarıp insanlığı katledenlerin pompalandığı dünya kardeşliği yerine mahallem, şehrim, toplumum, vatanım, komşum diyerek daha bilinçli bir kardeşliğe, kültür yozlaştırır diyenlere inat, benim kültürümde aksanımda zenginliktir diyelim. Özgürlük ve sınırsız bir haz diyenlere inat, utanma, ar duygusuna, çekinme, mahçubiyet duygusuna, mahrem duygusuna sarılmalıyız. Yaratıcı vardır, bize kuralları yoktur, ismi önemli değildir diyenlere inat, Allah var diyelim. O yaratıcı işte tam olarak Allah'tır ve onun bizim için kuralları ve bize yüklediği fıtrat vardır deyip dinimize sarılalım. Asıl özgürlük o Allah'a boyun eğmektir diyelim ki ne bizleri ne de nesillerimizi bu ilahlaşmaya çalışan takım elbise ve kravat takmış insan canavarlarına kulluk eder hale getirmeyelim.

Burada da şunu belirtmekte fayda var sanırım, bu yazı emoji kullanmayın demek için yazılmadı, sadece, elimizdekileri kaybetmeden, değersizleştirmeden yeni gelenleri kullanalım. Bir şey yeni geliyorsa bu sadece ticaret için değildir, genellikle altında ideolijisi de vardır, bunu bilerek bize verilenleri kullanalım veya kontrol edelim.

Toplumların cinsiyetsizleştirme çalışmalarıyla alakalı Gazeteci Yazar Mehmet Ali Önel'in Yeni Akit'teki yazısını okumanızı tavsiye ederim.

https://www.yeniakit.com.tr/haber/anne-babalari-uyardi-hukumete-cagri-yapti-bts-tehlikesi-ile-cinsiyetsiz-toplum-projesi-gercege-donusuyor-598150.html

Not: Bu yazı her ne kadar sayfanın yayın politikasına tam olarak uymuyor gözükse de bu kadar hızlı gelen tehlikeyi yayınlamamaktan çekindik.