Hemşire elinde tansiyon aleti, kalem ve serumla hasta odasına girdi. Hasta yatağında yatmakta olan yaşlı kadının ilaç ve kontrol saati gelmişti. Kadının yanıbaşında kocası durmaktaydı. Elleriyle ağlamakta olanın kadının elini tutmuş, onu teselli ediyordu. Ona naif bir sesle sesleniyor, sakinleştirmeye çalışıyordu.

Hemşire, akşama kadar yüzlerce hastaya bakıyor, ilaçlarını veriyor, tansiyon ve ateşlerini ölçüp dosyalarına kaydediyordu. Bu esnada birçok hasta yakınıyla karşılaşıyordu; kimisi doktora sorup da alamadığı cevapları almaya çalışıyor, kimisi saygıyla kenara çekilip hemşireye yol açıyor, kimisi de hemşireyi görmezden gelip hastayı teselliye devam ediyordu. Bu hasta yakınları çok farklı insanlardı; bazıları gerçekten hastaya üzülüyor, bir şeyler yapabilmek için çırpınıyordu, bazıları da sıkılıyor, usanıyor, mecburiyetten orada bulunuyordu. Hastalardan bunun farkında olan da vardı olmayanda…

Hemşire yaşlı adama baktı. Sakalları ağlamaktan ıslanmış adamın, hasta eşine doğru eğilerek ve elini tutarak konuşmasını çok romantik buldu. İlginç bir sahne izliyordu ve bunu kaçırmak istemedi. Elindekileri bir kenara sessizce bırakıp cep telefonunun kamerasını açıp videoya almaya başladı. “Yaşlı ve Romantik” başlığı ile sosyal medyada paylaşım yaptığında gelecek beğenileri, tıklamaları, yorumları düşünerek heyecanlandı. Yaşlı çiftin kendini fark etmediğine sevindi, usulca hem kayıt almaya hem de dinlemeye başladı.

-Sezai, canım acıyor, tam şurası...

-Medine, tek senin mi canın acıyor sanıyorsun, bak benimde canım acıyor. Yüreğimde kor var sanki, yanıyor da yanıyor.

-Biliyorum, biliyorum. Seni de perişan ettim bu yaşında, hastane köşelerinde…

-Olur mu öyle şey hanım! Sen neredeysen ben orada olacağım tabi ki.

-Ama ben yakında burada olmayacağım Sezai, ölüyorum.

-Kim ölmüyor ki Medine? Ben de ölüyorum, doktorda ölüyor, hemşirede… Ölmeyen mi var, hasta olmayan mı, acı çekmeyen mi? Herkes ve her şey ölüyor, zaman hepimize işliyor Medine, baki olan sadece Allah’tır. Sen üzülme, rıza göster acına, göreceksin; yaşam ölümden daha acı, ebedi huzur, fani bedenden evlaa …

-Sezai, ne güzel konuşuyorsun. Sen hep güzel konuştun.

-Ne güzel dinleyicisin sen Medine, beni hep sadakatle dinledin.

-Sezai, sancım çok arttı, ölüyorum heralde, hakkını helal et.

-Helal olsun Medine, bin kere helal olsun. Biz de ölüyoruz, unutma…

Yaşlı adam ileri geri sallanarak fısıltıyla kuran okumaya başladı.

Hemşire kamerayı kapatıp odadan dışarı çıktı. Yaşlı adamın son sözleri aklına takılmıştı. Fısıltıyla “hepimiz ölüyoruz” deyiverdi. Etkilenmiş görünüyordu. Sonra unuttu. İnterneti açıp videoyu yayınladı.