Firavunun büyücüleri kol geziyor etrafta.
Seyrederken hayran hayran gösteriyi,
Hakikat gömüldüğü dehlizlerden ışık veremiyor.
Asa vadesi gelmemiş hisse senetlerine tahvil edilmiş;
kaldıramıyor hakikat üzerinde ki örtüyü.
Köşe başlarını tutmuşlar helvasını yiyorlar çarmıhtakinin.
Aklımızı çaldılar, kitap yüklü önderler kaldı geriye.
Yüzlerimiz çoğaldı vicdanımız köreldikçe.
Erkek çocuklarımızı boğazladılar, neslimizle birlikte attılar bizi dipsiz kuyulara.
Taassuplarımızdan inşa ettiğimiz muhakemesiz zindanlarda
İrademizi çaldılar, peşi sıra giden mensuplar kaldı geriye.
Güçlendikçe korkaklaştık, korktukça yan çizdik;
çizgilerimizden surlar yaptık kapıları kilitli.
Seçemez olduk atların izini
Hedeflerimiz şaşırdı, kılıcımız köreldi
Cesaretimizi çaldılar, düşmanının gösterdiğine saldıran sözde cengaverler kaldı geriye.
Kelimelerimizi kaybettik, dilimizde ki düğümü çözecek
Suskunluğumuz arttıkça yaralarımız derinleşti.
Paylaşmayı unuttuk, merhem olamadık
Cennetimizi çaldılar, elinde dünya şaşkın Ademler kaldı geriye.