Her ölene Allah'tan rahmet dilemek günümüz müslamanlarının çıkmazlarından biridir. İslamın hayata dair her zaman ve her şey için kuralları vardır. Yaşanacak olan hayatın her alanı ile ilgili sınırları ve kuralları vardır.

Bazı insanlar vardır müslümandır. Bazı insanlar vardır, kendisini müslaman zannetmektedir,bu gibi insanlar, islamı bilmediğinden dolayı kendisini her daim müslüman sanmakta ama sınırlarının dışına çıkmaktadırlar ve dolayısıyla müslümanlıktan çıktığının farkına dahi varamamaktadırlar.
Bazı insanlar vardır kafirdir, yani Allah'ın bir takım ayetlerini kabul etmezler, Allah'ın hayata dair emrettiği bir takım ayetleri içlerine sindiremez ve o ayetleri yaşamamak için direnirler veya direk olarak kabul etmediklerini beyan ederler, bu yüzden bunlara kafir denir, var olan bir gerçeğin üstünü örtmesinden, yok saymasından dolayı. Bunlardan ayrı bir de müşrikler vardır ki, bunlar Allah ile birlikte ilahlar edinirler, şu anki tarikatlarda olduğu gibi,bunlar şehylerini araya koymadan Allah'a kulluk etmezler.
Bir de toplumumuz içinde çokca bulunan münafıklar vardır. Münafık kavramının bir çok açıklaması, kelime anlamı vardır ve hatta bir çok kişinin açıklaması ise yelpazenin ne kadar geniş olduğunu göstermektedir.

Bu yazıda ben münafıklığa bir başka pencereden kısaca değinmek istiyorum. Münafıklığı şöyle de tarif edebiliriz( bir başkası da böyle tarif etmişte olabir) diye düşünüyorum; Kalbi kafir olmasına rağmen yüzü ve dili ile müslüman gözüken, kalbi ile zıt bir görüntü çizen kişilere münafık diyebiliriz. Münafıkların sıkıntıları ise, iki ayrı inanç ile yaşamak zorunda kalmalarıdır. Çıkar, korku, toplum baskısı/etkisi veya alışkanlıklarından dolayı müslüman bir görüntü ile hayatını devam ettirmek zorunda kalan ama bir yandan da kalbindeki kinin ve inançsızlığın kişiye baskı yapması, zihinini rahat bırakmaması sonucu kişi hayatında devamlı bir sıkıntı ile birlikte yaşar. Bu durum bazen renk vermesine sebep olur, bu yüzden de bir çok kere kendisinin nasıl bir müslüman olduğu hakkında açıklama zorunluluğuna hisseder.
Peygamberimiz döneminde, peygambirimiz tarafından tolere edilen, sabredilen, topluma bir çok sıkıntı vermelerine rağmen yaşamlarına fazla müdahale edilmeyen ama Allah'ın şiddetle cezanladıracağını haber verdiği bir inanç türüdür.

Zamanımızda münafıklığın en çok kullanıldığı yerlerden birisi belkide cenazeler ve cenazelerde düzenlenen törenlerdir. Özellikle ben laik, modern ve aydınım diyen insanların çoğunun yaşadığı bir inançtır belki de münafıklık(iki yüzlülük). Münafıklığın(iki yüzlülüğün) tezahürlerini de en bariz olarak cenaze günlerinde veya özel günlerin kutlanma zamanlarında görürüz. Bu gibi insanlar ya cuma günlerini kutlamak, ya bayram zamanlarında bayramlaşmak, ya kandil gecelerini(islamda kandil olmamasına rağmen var zannettikleri için) kutlamak, ya da cenaze namazlarını kılmak olarak gösterirler müslümanlıklarını! ve bu anlar yüzlerinin müslüman maskesini topluma ifşa ettikleri en uygun zamanlardır. Bundan ötesi bir yaşamı gericilik olarak görürler ve kendilerini bu gericilikten ve gericilerden ayrı tutar, sözde modern olan hristiyan avrupayı örnek alırlar. Bunların hayatlarında Allah'ın emir ve yasaklarının her hangi bir önemi yoktur, bunların kalblerinin temizliği yeterlidir, çünkü onların gerçekte inandıkları tanrı! için kalb temizliğinin önemi vardır, bundan ötesine tanrılarının müdahale etme yetkisi yoktur. Haramlar, sınırlar ve yasaklar önemli değildir. Bunları rahatça çiğneyebilirler. Buna tepki geldiğinde ise tepki verene; " ben de senin kadar müslümanım" diye hırsızın ev sahibini bastırması türünden bir tepki ile gürültü yaparak eleştiriyi bastırırlar. Münafıklığını(iki yüzlülüğünü) yani imanını! tartışmaya açmak istemezler.

Mümkün olan her yerde, hocalardan!, sakallı olanlardan korkulması gerektiğini söyleyerek dolaylı olarak islama ve ona inananlara güvensizlik aşılarlar ama inançsız ve seküler insanların soygunlarını, zulümlerini veya bir sürü pisliklerini aynı bağlamda işlemezler, aynı tonda dillendirmezler. Müslümanlara hakaret edilen her platformu destekler ve överler, islama veya müslümanlara hakaret eden her sanatçı! ve medyatik insanları yüceltirler. Aslında, islama olan nefretlerinin bu insanların diliyle ve halleri ile dışarı vurulması bunların rahatlamasına sebep olmaktadır. Bu insanlar yukarıda yazdığımız gibi genelde ben laik ve modern insanım diyen insanların arasından çıkmaktadır. Laikliği ve modernliği islama olan nefretlerinin bir kalkanı olarak kullanmaktadırlar. Kuranda Alemlerin sahibi olan Allah şöyle buyuruyor '' “Onlara ‘insanların (müslümanların) inandığı gibi inanın’ denilince, ‘biz de o beyinsizlerin inandığı gibi mi inanacağız?’ derler. Dikkat et ki (asıl) beyinsizler hiç şüphesiz kendileridir. Fakat bilmezler.'' Bakara suresi 13.Ayet

Bu insanların yücelttikleri sözde meşhur insanlar, fırsat buldukları her platformda müslümanları hedef almaktan çok keyif alırlar ve her defasında islama saldırmayı bir görev bilirler. Bunların bu yaptıkları yukarda anlatmaya çalıştığım kesim tarafından ayakta alkışlanır, taaki ölünceye kadar. Ne zaman ki bu islama hakaret etmeyi seven birisi ölür, işte o zaman başlar münafıklık görüntüleri. İnanmadıkları ve içlerine sindiremedikleri islama göre cenaze namazını kılmak isterler. Ölen kişi için Allah'tan rahmet dilemeye başlarlar, onun erdemlerinden ve nasıl iyi birisi olduğundan, kalbinin ne kadar da temiz olduğundan dem vururlar. İçlerine sindiremedikleri Allah'tan af dilerler ve nefret ettikleri hocalardan! cenaze namazını kılmasını isterler. Geçimlerini dinden sağladıkları için imamlar da bu teklifi geri çeviremez ve hayatı boyunca hem kendisine, hem de inadığı dine küfür eden insanın cenaze namazını kıldırırlar ve ondan nefret eden insanlara bu töreni doyasıya yaşatırlar. Bir anlamda hem onlara hizmet eder, hem onların dini duygularını okşar, hem de islamı onlara hizmet eder hale getirirler ki bu da ayrı bir yazı konusu olmalıdır. Yüce ve güçlü olan o Allah, vahyinde elçisine şöyle buyuruyor; "Onlardan ölen hiç kimseye asla salat( dua) etme ve kabirlerinin başında da durma. Çünkü onlar, Allah'a ve Resul'üne nankörlük ettiler. Ve onlar fasık olarak öldüler. Tevbe/84. Allah, elçisine böyle bir sınır çizerken günümüzde bu sınırın kalmaması ne yazık ki münafıkları daha da cesaretlendirmiş ve pervasızlaştırmıştır.
Halbuki hem ölen kişi, hem de onu sevenler hayatları boyunca hiç bir harama, günaha, bir ayete dikkat etmemiş ve umursamamışlardır, buna rağmen dilleri ile kendilerini müslüman olarak göstermişlerdir. Hayatları onların münafık(iki yüzlü) olduğunu resmetse de müsmümanların gevşekliği yüzünden bu hallerine rahatça devam edebilmişlerdir.

Bu anlatılanlardan, ben dindarım diyen ama aslında dinin kendisi yerine, tarikata bağlanan, geleneği kutsayan, sakalı,tesbihi, cübbeyi, islam zanneden, baş örtüsünü taktımı her şeyi yaptım zanneden, aslında kendi çıkarlarına sahip çıktığı için iktidara yanaşan ve bunu islam için yaptığı yalanına kendisi de inanan insanları da bu yukardaki insanlardan farklı görmemek gerekiyor. Bir taraf, şekil olarak müslüman olduğunu gösterip Allah'ın emirlerini umursamazken, diğer tarafda şekil olarakta, inanç olarakta Allah'ın emirlerini önemsememektedirler. Birisi islamı kullanıp kendisine bir çevre oluştururken, diğeri de Allah'a karşıtlığı kullanıp kendisine bir çevre oluşturmamaktadırlar. Son zamanlarda iktidar yanında olup, müslüman gözüken ama haram helal gözetmeyen, devletin yani milletin malından haksız yere nemalananlar da Allah'ın dinini kullanıp, pisliğin en kötülerini yapmaktadırlar.

Cenaze namazı dediğimiz şey aslında, cenaze duasıdır ve onu uğurlamaktır. Ölen kişi eğer, Allah'ı önemseyerek yaşamışsa Allah'tan onun için yardım istemektir. Yapamadığı iyi şeyler ve yapmış olduğu kötü şeyler için ahirette hesap günü onu affetmesini istemektir. Onun gittiğini gözümüzle yakından görüp bizimde öleceğimizi idrak edip hesap gününe göre bir hayat yaşamaının derdine düşmek için yapılan bir yolcu uğulamasıdır aslında cenaze namazı. Bir kişinin ikamet yerinin değiştiğine şahit olmaktır. Peki, yaşaren Allah'ın emirlerini hiç önemsememiş, dinini hayata geçirmemiş, geçirmek için hiç bir uğraş vermemiş ama her fırsatta dine ve inananlara laf atmış, dindarları yobaz olarak görmüş bir insanın cenazesinde onun için hangi ilahtan af dilenecektir? Hangi günahları için af dilenecek, hangi dine göre bir merasim yapılacaktır? Yaşarken müslümanların yaptığı her şeye yobazlık derken, neden öldüğünde o yobazların! inandığı dine göre bir veda istemektedir? İşi daha derine indirecek olursak, o münafıkların kafirlerin ve islam düşmanlarının, medya yoluyla toplumun ahlakının bozulması için elinden gelen her şeyi yapmış insanların cenaze namazlarını! kılan imamların da hangi dine inandıkları da ayrıca ele alınmalıdır.

Şunu artık rahat rahat söylememiz gerekmektedir ki; sizin salt kalb temizliğinizin bir anlamı ve bir değeri yoktur islam nazarında. İslam yaşanmak için gönderilmiş ve bu yaşanmışlıkların bir önemi vardır. Yoksa benim kalbim temiz demek, insanın tesellisidir ancak. Allah yasak etmesine rağmen, ben alkol alırım arkadaş, buna kimse karışamaz deyip, sonra müslümanım diyemezsin. Allah başkasının malını gasp etmeyi haram kılmışken, işcisinin alın terini çalıp, ben bunu yapmak zorundayım yoksa ayakta kalamam deyip sonra müslümanım diyemezsin. Allah'ın emirlerini bilip yapamayıp bunun altında ezilen ve bu konuda Allah'tan yardım dileyen ve doğruyu yapmak için umudu olan insanları bu yazdıklarımla aynı kefeye tabiiki koymuyorum. Her insanın yapamadığı, eksik kaldığı yerler tabiki de vardır ama ben yaparım arkadaş veya bu zamanda böyle bir şey mi olur veya biz yobaz değiliz gibi söylemlerle yasaklara meydan okuyarak yapılan cürümler mutlaka münafıklığın veya kafirliğin göstergesidir. Bunları yapan insanların kendilerini müslüman görmeleri veya kalblerinin temizliği ile övünmeleri sadece koca bir yalandan başka bir şey değildir.

Münafıklık aslında insan için çok büyük bir hastalıktır. Dinden uzak insanların münafık olmalarını bir ölçüde insan anlıyabiliyor ama dinden uzak kalmayıp ta, Allah'ın emirlerini önemsemeden yaşayan ama görüntü! ile kendisini müslüman gösterenleri anlamak sanırım daha da zordur. Hayatı boyunca, ne parayı, ne gücü, ne fuhşu görünce, ne de fırsat bulunca adaletten, helalden, dürüstlükten, güven vermekten uzak durmayanlardır müslüman olmayı hak edenler. Yoksa iktidarı, gücü, parayı, makamı, kalabalığı görünce bozulan ama şeklen müslüman gözükenler hak etmiyorlardır müslüman olmayı. Veya, müslüman bir toplumda yaşayıp o toplumun bir parçası olduğundan dolayı kendisini müslüman addetip sonra islamın emirlerini hiç dikkate almayıp kendini modern! görenler de müslüman olmayı hak edenler değildillerdir.